Temelelektronik.info

önemli bilgi



Hatalı Sollama


öğrendiğim zaman ufkum öyle bir açılmıştı ki, artık ufka bakınca kıçımı görebiliyordum, o denli. malumunuz arabayla geç tanışmış bir milletiz. hele klimalı arabalar 90'ların sonunda yaygınlaştı. daha önce sıcak havalarda uzun yolculuklara akşam üstü çıkar, gece boyu direksiyon sallardık. 80 ve 90'lı yılları yaşayanlar bilirler, her gün bir kaza haberi duyar, her haberde de hatalı sollama lafını sıkça işitirdik. yine her zaman olduğu gibi ben de "ya millet ne salak, yapma işte hatalı sollama, adam gibi git" derdim. işin aslı öyle değilmiş. 2000'lerin başında bir trafik şurası toplanmıştı. ecevit hükümeti zamanıydı. hatırlarsınız, radar uygulamasından önce uyarı tabelaları falan konuldu. işte o şuradan bir trafik uzmanı aynen şunları anlattı ekranlarda: "ölümcül kazaların hemen tamamına yakını hatalı sollama sonucunda meydana geliyor. ama zannetmeyin ki hatalı sollamayı yapan kişi bunun bir hata olduğunun farkında. olay şöyle gelişiyor. kuşluk vakti ya da akşam vakti, hava tam kararmamış ya da tam aydınlanmamış. arabaların farlarını yakmayı gerektirecek kadar karanlık ancak farların sürüş yolu üzerine baskın ışık düşürmesini sağlayacak kadar karanlık değil. işte tam bu vakitlerde, kamyonun önünde seyreden araçların farlarının ışık hüzmeleri kamyonun ışık hüzmeleri ile birleşip, aynı david copperfield gösterisinde olduğu gibi, kamyonun önündeki binek aracı tümüyle görünmez hale getiriyor." uzmanımız, hatalı sollamalarda bu konunun kaza esnasında alın alına ve hiç hız kesmeden çarpışmalar gerçekleştiği tespitinden sonra ortaya çıkarıldığını söylüyor. yani sollamaya çıkan kişi kendisinden o kadar emin ki, yol düz, çok uzakta bir kamyon var, dolayısıyla sollamaya çıkabilirim, yol boş diye düşünüyor ve hatta hiç bir tedbir almadan doğrudan sollamaya çıkıyor. çıkar çıkmaz da kamyonun önünde gizlenmiş araçla alın alına çarpışıyor. çarpışmalar bu şekilde gerçekleştiği için ölü sayısı yüksek ve hatalı sollama istatistiklerde üst sıralarda. uzmanın önerisi şu: "hava kararmak ya da aydınlanmak üzere iken, lütfen trafiği terk edin. mola verin. hava tam kararsın ya da aydınlansın öyle devam edersiniz". ben bu programdan sonra bu konuya çok dikkat ettim. hatta bak yol boş ama vınnnnn.. bu araba nereden çıktı, gördün mü, anlatmıştım, diye yanımdakilerle bir kaç kere konuşmuşluğum vardır. bir defasında, tam afyon çıkışında hava kararmak üzereyken trafikten çıktık. 10-15 dk oyalandık. tekrar yola koyulduk. 500 m ilerde dehşet bir kaza. ilk gelen biziz kaza yerine. yardım vs bitti. sonra oturup olay yerini incelemiştim. öyle kural tanımaz bir kaza değildi. iki araba kafa kafaya girmişler. bir arabanın arkasında otobüs var. o da zorla durabilmiş ve arabanın birisine arkadan hafifçe geçirmiş. tipik far hüzme kazası.

benim önerim de şudur. o saatlerde, trafikten çıkın ama çıkamıyorsanız, arkanıza kamyon ya da otobüs almayın. diyelim ki aldınız, bir eliniz selektörde olsun. karşıdan gelen bir araba varsa mutlaka belli periyotlarda selektör yakın. bırakın küfretsin, ölmekten iyidir. son yıllarda bu tip kazalar, yani far hüzmesi-sollama hatalı kazalar azaldı. bunun bir nedeni, araba farlarında yapılan uluslararası düzenleme. artık hüzme bırakan eski tip ışıklar düzenleme dışı bırakıldı. ama yine de siz kamyon önüne gizlenmiş 2000'lerden önce alınmış araba ile her an kafa kafaya girebileceğinizi unutmayın derim.