Bilgiler > Tevbe 5 - müşrikleri Nerede bulursanız öldürün
Tevbe 5 - müşrikleri Nerede bulursanız öldürün
Haram aylar çıkınca müşrikleri Nerede bulursanız öldürün, yakalayın, kuşatın, hapsedin onları, gelip geçecekleri bütün yolları tutun. Fakat tövbe ederler, namaz kılarlar ve zekat verirlerse bırakın onları, şüphe yok ki Allah suçları örter, rahimdir.
https://eksisozluk.com/entry/49185268
kronolojik olarak incelendiginde ayetlerin kafirler hakkinda gosterdigi ilerleme de kendi basina dusundurucudur.
mekke'de iken hicretten once:
* “de ki: o kur’an, rabb’inizden gelen bir haktır. artık dileyen iman etsin, dileyen inkar etsin…”(kehf suresi, 29. ayet)
* “sizin dininiz size, benim dinim de banadır.” (kâfirûn suresi, 6. ayet)
* “… artık kim hidayeti kabul ederse o, ancak kendi faydası için hidayete ermiş, kim de saparsa o da yalnız kendi zararına sapmış olur. ben sizin başınızda bir bekçi değilim.”( yunus suresi, 108. ayet)
medinede iken hicretten sonra:
*“…islam’a girerlerse doğru yolu bulurlar. şayet yüz çevirirlerse artık sana düşen ancak tebliğdir. allah kullarını görür.” (âl-i imran suresi, 20. ayet)
* o halde, dünya hayatını ahiret hayatı karşılığında satanlar allah yolunda savaşsınlar. kim allah yolunda savaşır da öldürülür veya galip gelirse, biz ona büyük bir mükafat vereceğiz. (nisa suresi, 74. ayet)
* "arzu ettiler ki kendilerinin küfre saptıkları gibi siz de sapasınız da beraber olasınız. bu sebeple, onlar allah yolunda hicret edinceye kadar içlerinden dost edinmeyin. eğer bundan yüz çevirirlerse onları yakalayın ve bulduğunuz yerde öldürün. onlardan ne bir dost edinin, ne de bir yardımcı." (nisa suresi, 89. ayet)
* " diğer bir takım kimselerin de hem sizden emin olmak, hem de kavimlerinden emin olmak istediklerini göreceksin. bunlar küfre her döndürüldüklerinde ona atılırlar. eğer bunlar sizden uzak durmazlar, sizinle barış içinde yaşamak istemezler, ellerini savaştan çekmezlerse, onları yakalayın ve onları nerede bulursanız öldürün. işte bunlara karşı size apaçık bir yetki verdik." (nisa suresi, 91. ayet)
hendek savasindan sonra, kureyza katliamindan once:
* "andolsun, eğer münafıklar, kalplerinde bir hastalık bulunanlar ve medine’de kötü haberler yayıp ortalığı karıştıranlar (tuttukları yoldan) vazgeçmezlerse, elbette seni onların üzerine gitmeye teşvik edeceğiz. onlar da (bundan sonra) orada lanete uğramış kimseler olarak seninle pek az süre komşu kalacaklardır. nerede bulunurlarsa, yakalanırlar ve yaman bir şekilde öldürülürler. " (ahzab suresi, 60-61. ayetler)
mekke'nin fethi oncesi:
* "onları nerede yakalarsanız öldürün. sizi çıkardıkları yerden (mekke’den) siz de onları çıkarın. zulüm ve baskı adam öldürmekten daha ağırdır. yalnız, mescid-i haram yanında, onlar sizinle savaşmadıkça, siz de onlarla savaşmayın. sizinle savaşırlarsa (siz de onlarla savaşın) onları öldürün. kâfirlerin cezası böyledir." (bakara suresi 191. ayet)
* "allah’a ve resûlüne savaş açanların ve yeryüzünde bozgunculuk çıkarmaya çalışanların cezası; ancak öldürülmeleri, yahut asılmaları veya ellerinin ve ayaklarının çaprazlama kesilmesi, yahut o yerden sürülmeleridir. bu cezalar onlar için dünyadaki bir rezilliktir. ahirette de onlara büyük bir azap vardır." (maide suresi, 33. ayet)
tabuk savasi oncesi (30.000 kisilik orduya kumanda ederken):
* "haram aylar çıkınca bu allah’a ortak koşanları artık bulduğunuz yerde öldürün, onları yakalayıp hapsedin ve her gözetleme yerine oturup onları gözetleyin. eğer tövbe ederler, namazı kılıp zekâtı da verirlerse, kendilerini serbest bırakın. şüphesiz allah çok bağışlayıcıdır, çok merhamet edicidir." (tevbe suresi 5. ayet)
* "eğer antlaşmalarından sonra yeminlerini bozup dininize dil uzatırlarsa, küfrün ele başlarıyla savaşın (öldürün). çünkü onlar yeminlerine riâyet etmeyen kimselerdir. umulur ki, vazgeçerler." (tevbe suresi, 12. ayet)
#Ayet
Tevbe 9/29
Kendilerine kitap verilenlerden Allah’a ve ahiret gününe inanmayan, Allah’ın ve Resûlü’nün haram kıldığını haram saymayan ve hak dini din edinmeyen kimselerle, küçülerek kendi elleriyle cizye verinceye kadar savaşın.
Bakara 2/190
Size karşı savaşanlarla siz de Allah yolunda savaşın; fakat aşırı gitmeyin. Şüphesiz Allah aşırı gidenleri sevmez.
Bakara 2/191
Onları bulduğunuz yerde öldürün; sizi çıkardıkları yerden siz de onları çıkarın. Fitne öldürmekten daha kötüdür. Mescid-i Haram’da onlar sizinle savaşmadıkça siz de onlarla savaşmayın. Eğer sizinle savaşırlarsa onları öldürün. İşte inkârcıların cezası böyledir.
Bakara 2/193
Fitne ortadan kalkıncaya ve din yalnız Allah’ın oluncaya kadar onlarla savaşın. Eğer vazgeçerlerse artık zalimlerden başkasına düşmanlık yoktur.
Enfal 8/39
Fitne ortadan kalkıncaya ve din tamamen Allah’ın oluncaya kadar onlarla savaşın. Eğer vazgeçerlerse, şüphesiz Allah onların yaptıklarını görendir.
Enfal 8/61
Eğer onlar barışa yanaşırlarsa, sen de ona yanaş ve Allah’a güven. Çünkü O işitendir, bilendir.
Tevbe 9/5
Haram aylar çıkınca müşrikleri bulduğunuz yerde öldürün, onları yakalayın, kuşatın ve her gözetleme yerinde onları bekleyin. Eğer tövbe eder, namazı kılar ve zekâtı verirlerse yollarını serbest bırakın. Şüphesiz Allah çok bağışlayıcıdır, çok merhametlidir.
Tevbe 9/12–14
Eğer antlaşmalarından sonra yeminlerini bozar ve dininize saldırırlarsa, küfrün önderleriyle savaşın; çünkü onların yeminleri yoktur. Umulur ki vazgeçerler. Yeminlerini bozan, Peygamber’i yurdundan çıkarmaya yeltenen ve ilk önce size saldıran bir toplulukla savaşmaz mısınız? Onlardan mı korkuyorsunuz? Eğer mümin iseniz asıl korkmanız gereken Allah’tır. Onlarla savaşın ki Allah sizin ellerinizle onlara azap etsin, onları rezil etsin, sizi onlara karşı muzaffer kılsın ve mümin toplumun kalplerini ferahlatsın.
Nisa 4/3
Eğer yetim kızlar hakkında adaleti yerine getiremeyeceğinizden korkarsanız, size helal olan kadınlardan ikişer, üçer, dörder nikâhlayın. Eğer aralarında adaleti sağlayamayacağınızdan korkarsanız bir tane ile veya sahip olduğunuz (cariye) ile yetinin. Bu, adaletten sapmamanız için daha uygundur.
Nisa 4/24
Evli kadınlar da size haram kılındı; ancak sahip olduğunuz (cariyeler) müstesna. Bu, Allah’ın size yazdığıdır. Bunların dışında kalanlar ise, namuslu olmak ve zina etmemek üzere mallarınızla istemeniz şartıyla size helal kılındı. Onlardan yararlanmanıza karşılık kararlaştırılmış mehirlerini verin. Mehir belirlendikten sonra karşılıklı anlaşmanızda size bir günah yoktur. Şüphesiz Allah bilendir, hikmet sahibidir.
Nisa 4/25
İçinizden hür mümin kadınlarla evlenmeye gücü yetmeyen kimse, sahip olduğunuz mümin cariyelerden alsın. Allah imanınızı daha iyi bilir. Hepiniz birbirinizdensiniz. Onlarla sahiplerinin izniyle evlenin ve mehirlerini uygun şekilde verin; namuslu olmaları, zina etmemeleri ve gizli dost tutmamaları şartıyla. Evlendikten sonra fuhuş yaparlarsa, hür kadınlara verilen cezanın yarısı uygulanır. Bu, içinizden günaha düşmekten korkanlar içindir. Sabretmeniz ise sizin için daha hayırlıdır. Allah çok bağışlayıcıdır, çok merhametlidir.
Mü’minun 23/5–6
Onlar, ırzlarını korurlar. Ancak eşleri ve sahip oldukları (cariyeleri) hariç; çünkü onlar bu hususta kınanmazlar.
Me’aric 70/29–30
Onlar, ırzlarını koruyanlardır. Ancak eşleri ve sahip oldukları (cariyeleri) hariç; bu konuda kınanmazlar.
Ahzab 33/50
Ey Peygamber! Mehirlerini verdiğin eşlerini; Allah’ın sana ganimet olarak verdiği ve elinin altında bulunanları; amcanın kızlarını, halalarının kızlarını, dayının kızlarını ve teyzelerinin kızlarını ki seninle birlikte hicret etmişlerdir; ayrıca kendisini Peygamber’e hibe eden mümin kadını —eğer Peygamber onu nikâhlamak isterse— diğer müminlere değil yalnız sana mahsus olmak üzere helal kıldık. Müminlere eşleri ve sahip oldukları hakkında neyi farz kıldığımızı bildirdik ki sana bir güçlük olmasın. Allah çok bağışlayıcıdır, çok merhametlidir.
Ahzab 33/52
Bundan sonra artık başka kadınlar sana helal değildir. Güzellikleri hoşuna gitse bile, onları başka eşlerle değiştirmen de helal değildir; ancak sahip olduğun (cariye) müstesna. Allah her şeyi gözetleyendir.
Nur 24/31
Mümin kadınlara da söyle: Gözlerini haramdan sakınsınlar, ırzlarını korusunlar, görünen kısmı müstesna ziynetlerini teşhir etmesinler. Başörtülerini yakalarının üzerine vursunlar. Ziynetlerini; kocalarından, babalarından, kocalarının babalarından, oğullarından, kocalarının oğullarından, erkek kardeşlerinden, erkek kardeşlerinin oğullarından, kız kardeşlerinin oğullarından, kendi kadınlarından, sahip olduklarından, cinsel isteği kalmamış erkek hizmetçilerden veya kadınların gizli yerlerinden habersiz çocuklardan başkasına göstermesinler. Gizledikleri ziynetleri bilinsin diye ayaklarını yere vurmasınlar. Ey müminler! Hep birlikte Allah’a tövbe edin ki kurtuluşa eresiniz.
Nur 24/33
Evlenme imkânı bulamayanlar, Allah lütfundan kendilerini zenginleştirinceye kadar iffetlerini korusunlar. Sahip olduklarınızdan özgürlük belgesi (mükâtebe) isteyenlerle, eğer onlarda bir hayır görürseniz, anlaşma yapın ve Allah’ın size verdiği maldan onlara verin. Dünya hayatının geçici menfaatini elde etmek için, iffetli kalmak isteyen cariyelerinizi fuhşa zorlamayın. Kim onları zorlarsa, zorlanmalarından sonra Allah onlar için çok bağışlayıcıdır, çok merhametlidir
---
chatgpt
***
Telefon Uyumlu Sayfa