Temelelektronik.info

Bilgiler > nöropsikiyatrik açıdan aşk nedir?



nöropsikiyatrik açıdan aşk nedir?




zorlu geçen bir tus sınavı dönemi sonrası vakit bulabildiğim uzun zamandır yazmayı planladığım bir konudur kendileri. çoğumuz sonunda ayrılıkla biten veya mutluluğu bulan veya hislerini saklayıp bu yolda yalnız yürümeyi en iyi bilen aşklar yaşamışızdır en azından.

dünyadaki her insan 30 yaşına kadar hayatının bir döneminde bu duyguyu en az 1 defa yaşar istatistiklere göre.

öncelikle direkt olarak aşk fizyolojisini ele almaktansa insan neyi nasıl seveceğini, nasıl ve ne koşullarda öğrenir? yani insan beyninin nöropsikiyatrik açıdan gelişimini hayatın 1. günü bile değil 1. saatinden ele almak gerekir konuya daha geniş açıdan bakabilmek için.

bir bebek doğumdan sonra anneyi tanır. yapılan bir araştırmaya göre yenidoğanı annesinin bedenine yaklaştırmanın bebek tarafından fark edildiği ve anneye doğru uzanıp memeye doğru tırmanmaya çalıştığı tespit edilmiştir. genel anlamıyla bu anneyi tanıma meselesi detaylı mekanizmalara sahip olup henüz tam olarak çözülememiş bir fizyolojidir. hepimiz biliriz insan vücudunda 5 duyu organı vardır. işte özellikle bal arılarında önemli yere sahip olan feromon duyusunun insanda bu mekanizmada etkin rol aldığı ve 6. duyuyu oluşturduğu düşünülmektedir fizyolojide. burunda koku alma bölgesinde feromon reseptörlerinin olduğu geçtiğimiz yıllarda kesinleştirilmiştir ve gfa-1 reseptör kompleksi denmiştir. reseptöre bağlanan maddenin etkisinin olduğunun ortaya konmasına rağmen henüz hücre içinde nasıl bir değişim gerçekleştirip hangi mekanizmaları etkilediği anlaşılamamıştır. mekanizmayı bulacak bilim adamına ileride nobel ödülü getirir. bu reseptörü uyaran şey insan feromonudur. yani sizi siz yapan kokudur insan kokusudur. parfume filmi mesela özellikle bu konuyu işlemektedir. insan kendi kokusunu ayırt edemez diğer insanlar bunu algılayabilir. eve yeni geldiğinizde annenizin evden yarım saat önce çıktığını fark etmeniz esasında üzerine sıktığı parfümden ziyade kendi kokusudur. siz bunu fark edemezsiniz ama size asıl tanıdık gelen feromon etkisidir. işte bu nedenle girdiğiniz her evin ayrı bir kokusu vardır. bir süre bir yerde misafir kaldığınızda evinize döndüğünüzde kıyafetleriniz mesela giydiğiniz pijama size başka birine aitmiş gibi kokar. çünkü o ortamda yaşayan insanların feromonları etkimiştir üzerine. o pijamayla yatmak istemezsiniz kendi yatağınıza kokusu geçmesin diye halbuki 1 kere giydin. bazen fark edersiniz bu hissi. sonrasında kendi dolabınızdan kendi kokunuza ait bir kıyafet giydiğinizde henüz daha giyerken verdiği his huzur verir kokusuyla. veyahut kendinize ait olmayan bir kıyafeti ütülediğinizde ortaya çıkan kokunun o kişinin kokusu olduğunu direkt olarak fark edersiniz. farklı açıdan uzun zaman sonra kendi evinize geldiğinizde huzur hissetmeniz bu yüzdendir. çünkü özellikle anne feromonu baskın olan feromondur etki gücünde ve insan huzur aradığında her zaman annesine dönmek istemesinin nedeni budur ve anne rahimi her zaman en huzurlu yerdir. anne ile ilgili yazılan çizilen sözlerin hepsinin kaynağı bu etkidir. neden hep anne dedik çünkü en güçlü feromon dişi feromonudur. onbinlerce arının tek bir kraliçe arı etrafında durmaksızın ölesiye çalışmasına neden olacak kadar güçlüdür. insan bedeninde feromon salgılayan bezler özellikle koltuk altı, göğüs bölgesi, anüs bölgesi ve kadınlara has olmak üzere mons pubis (kadın genital organı üzerindeki bölgedir eskaza neymiş bu deyip googleden aratıp görsellere tıklarken işinizden olmayın) bölgesidir.

farklı bir yazımda anlatmıştım. burda da kısaca değinmek gerekirse insan öğrenmeye doğar doğmaz başlar öğrenmek için bilinç varlığı temel inançlar için şart değildir. işte hepimizin karakteri burada şekillenmeye başlar aile yapısı bu nedenle çok önemlidir. ilk 1 yılda temel güven ve güvensizlik dengesi sağlanır bu evre insan hayatının neredeyse en önemli evresidir. karşılığında hiç bir şey sunamayan savunmasız yenidoğan hiç bir şey vermemesine karşın durmaksızın bakılmakta ve doyurulmakta ve her ağladığında yanına biri gelmektedir. bu gelen kişi de öyle sıradan biri değildir haa. feromonu bol tanıdık uzun uzun saçlı ona sürekli gülen bir insandır. annedir. bu nedenle bu evreyi sorunlu yaşayan insanlar ileride insanlara güvenemeyen, şüpheci, aşırı kıskanç biri olurlar ve şizofreni için aday kabul edilirler.

yani yani... hem feromonu olsun hem hayatın en başında verdiği en önemli inançlardan biri olan temel güven duygusun gelişimi olsun bir insanın ilk aşkı her zaman annedir. anneni mi seviyosun babanı mı sorusunun cevabı ikisini de eşit değildir. cevabı annedir. tehlikeli bir girişimde bulunduğunuzda aklınıza gelecek olan şey annem üzülür mü acaba olacaktır. bu nedenle yoğun iş hayatında bir bir devirdiğiniz günlerinizde siz farkında olmadan yılları deviren anneleriniz hayatınızın en önemli parçasıdır varlıklarını asla unutmayın. annelik içgüdüsü tıbben doğumdan sonra bebeğin görsel olarak görülmesiyle oluşan görme sinyalleriyle ve bebeğin meme başını emmesinin oksitosin salgılatmasıyla maksimum seviyeye ulaşır ve çok ağır sorumluluk hissi doğurur. dünyanın varolan en güçlü bağı ve sevgisidir. sizin varlığınıza karşı hayatını ortaya koyacak dünyadaki en ender oluşumdur. babadaki esas güç ve temeli sizden değildir. "o kadının çocuğu bu korumam lazım" şeklinde işleyen bir içgüdüdür yani yine anneden geçer ve benzer feromonlardan dolayı dolaylı yoldan size kuvvetli bağlanmıştır babalarınız. sonuçta ebeveynler çocukları için yaşamış olur. hayatın temel düzeneği bu yöndedir.

yaş ilerledikçe özellikle 3 yaşlarında cinsiyet ayrımı yerleşmeye ve karşı cins fark edilmeye başlanır. bu yeni bir histir ve beyin bunu ilk kez yorumlamaya çalışır. bu sefer ilk kez oluşturulan estetik ve güzellik algısı kendini belli eder ve insanın karşı cinste arayacağı güzel bulacağı kriterlerin ana unsurları şekillenmeye başlar. bu süreçte karşı cins ilk kez yorumlandığı için beyin cinsiyet ayrımını ve güzellik algısını ilk kez karşılaştırdığı için afallamaya başlar. ama bu afallama kötü anlamda değil iyi anlamda bir şeydir. adelosan dönemde yaşadığınız ilk orgazm deneyiminize benzetilebilir bu. çocuk bu hissi bu karmaşıklığı çözmek için "o" na daha çok yaklaşır oyunları hep onunla oynar ve bu süreçte beyinde karşı cinse duyulan ilgi ve sevginin şekillenmesinin mekanikleri tamamlanır. bu dönemde çocuğun ilgisi aile içerisinde espri konusu olup çocuğun yüzüne pelinsu da nerdeymiş şeklinde vurulmamalıdır. bu gibi girişimler ileriki hayatta bireyin platonik kalmasına, karşı cinse duyulan ilgisini belli edememesine konuşamamasına, özgüvenini yitirmesine yol açar. müdahale edilmemeli sadece uzaktan güvenli şekilde oynayıp oynamadıklarını görmeniz yeterlidir. bu nedenle genel zamanlama olarak her küçük çocuk anaokulu veya ilkokul döneminde 2. aşk öykülerini yaşar. aşkın yaşı yoktur anlayacağınız hepiniz benzerlerini yaşamışsınızdır.

hayatın bir döneminde çocuk oedipus karmaşına girer. burdaki olayı erkek çocuk üzerinden anlatayım. çocuk anneye aşırı ilgi duyar aşık gibidir. ama evde bi adam vardır ve bu adam da kimdir sizin sevgi duyduğunuz en önemli şeye sahip olmakta ve ona sarılmakta birlikte eğlenmekte ve onu öpmektedir. bu kuvvetli bir dürtü ile sizi ona karşı rakip yapar anne beni de sev diye kucağına koşturur çocuğu. günler geçer ama bu rakip egale edilemez yenilemeyeceği çocuk tarafından kabullenilir. o zaman bu kadına yani anneye sahip olmanın tek yolu kalmıştır babaya benzemek. bu evrede yaptığı davranışlarda babaya özenir çocuk. onu taklit eder. girdiği işlerde edindiği başarılarda "babam gibi yapabildim mi?" diye sorar onun gibi yürür onu traş olurken izler veya yanında durur elini yıkar vs böyle davranışlar kompleksidir. aynısı tamamiyle kız çocukları için de geçerlidir. onlar da babalarına bağlıdır ve anneleri gibi makyaj yapmaya özenirler makyaj yapan çocuk komikli çocuk videosu vs buna örnektir.

gelgelelim aşkın beyindeki yarattığı hislere. günümüzde şu an yaşadığımız olgun erişkinlik sürecinde asıl ele almak istediğim döneme.

aşık olmak çok kompleks bir süreçtir. hemen her şeye karşı gelişebilir hayvanlara hatta eşyalara bile aşık olan insanlar mevcuttur.

ilk etapta tıbbi açıdan aşkın başlangıcını ele alalım daha sonra psikiyatrik açıdan ilişki/aşk temelleri nedir ona geçelim.

insan doğumundan ölümüne kadar öğrenmeye devam eden bir canlıdır. bu öğrenme beyin kortexinin brodmann dediğimiz alanlarında her alanın kendi faaliyetine göre şekillenir. her brodmann alanını anlatmam imkansız çünkü 52 tanedir ve detaylıdır tıp fakültesinde saatlerce ders olarak anlatılır. bilmeniz gereken kısım şu: "bu bölgeler durmadan bir şeyleri kayıt altında tutarlar." sizin sözel, işitsel, dokunsal, güzel, çirkin, iyi, kötü gibi bütün hafıza rezervinizi oluşturup ilerde karşılaştığınız durumlarla geçmişte yaşadığınız milyonlarca hafıza etmeni kıyaslayıp duruma göre karar vermenizi sağlarlar. sizin zevkleriniz, kriterleriniz, seçimlerinizden sorumludur bu da sizin yaşadığınız çevreyle ilişkilidir haliyle. en basit örneği biri tuzlu yemeği sever diğeri acılı şeklindedir.

binlerce olasılığın aynı anda gerçekleşmesi olsun veya hiç olmasın direkt görerek aşık olduğunuzu varsayalım nedir ve nasıl olur? öncelikle hikayeleştirerek örneklendirerek üzerine gidelim konunun. protatip olarak erkeğin aşık olması şeklinde alacağım konuyu yani öznemiz erkek. öncelikle çalıştığınız yere yeni bir kişi başladı ve bugün ilk mesaisi ve gördünüz aman allahım resmen bir melek dediniz içinizden. onu ilk gördüğünüzde onun yüzü brodmannın 17 ve 18 nolu vizüel kortexine görme sistemiyle gelir ve hayatınız boyunca edilnilmiş görsel hafızanızla kıyaslanır ve beyin şunu der "bu varya hacı öncekiler gibi değil baksana olm ne kadar güzel" falan der. bu tanımadığınız birine aşık olma mekanızmasının ilk basamağı olup aşk değil hoşlanma evresidir ilerde çekeceğiniz amansız çilenin mihenk taşı olabilir. göz ile iletilen bu sinyal estetik olarak size hoş geldiği için rapfe nucleusu dediğimiz bölgeden normal hayatınıza göre daha yüksek miktarda serotonin çıkışı olur ve mutlu yapar sizi. mutlu olduğunuz için frontal kortexiniz bilinç seviyesinde bunu fark eder sizi mutlu yapmak için onu düşünmeye iter sizi siz istemesiniz bile. o görmenin yarattığı bu histen dolayı sürekli onunla birlikte olmak karşılaşmak istersiniz. çünkü dozu ayarlanmış serotonin artışı bir insanı hayatındaki her alanda mutlu ve başarılı kılmaktadır. aşk hayatın rutinine karşı kazanılmış bir heyecan getirir günlük hayatta yapmakta olduğunuz işlerinize bir renk bir heyecan katmaya başlar.

bu nedenle merak duymaya başlarsınız ona karşı ve ilk kez sesisini duyarsınız. brodmanın 41-42. alanları işitsel hafıza merkezidir. güzel müziği ayırt etmenizi müzik zevkinizi oluşturmanızı sağlar. onun sesini duyduğunuzda da hemen geçmişteki milyonlarca ses arasından kıyas başlar ve beyniniz yine size şunu diyecektir konuşması da sesinin rengi de bambaşka değil mi yaa vs şeklinde düşünceleriniz olacaktır ve frontal kortexiniz yeniden serotonin etkisiyle daha fazla düşünmeye geçecektir o kişiyi.

serotoninin fazlası zarardır çünkü sizi aşırı aşık olma yoluna iter karşıdaki kişinin gerek fiziksel gerek fikirsel eksi yönlerini görememenize neden olur. çevrenizden gelen bütün uyarılara karşı kapalı kalmanızın sebebi budur. o yüzden arkadaşlarınız sizi ona karşı uyardığında kulak asmazsınız . size bir tesiri yoktur yani diğerlerinin fikirlerinin. onunla ilişkiniz başlasa dahi belki bazı şeyleri göremeyeceksindir ama bittiğinde arkadaşın yanında olacaktır bu ince ayrımı bir ilişkiye başlarken çok iyi öngörmek gerekir. çünkü gerçek dostlarınız sizi de düşünür mutluluğunuza düşünür bütüne bakarak size yorum yapar. yine bu nedenle aşırı serotoninden dolayı kendi karakterinizden ödün verirsiniz ve onun beğeneceği şeyleri araştırırsınız ve onları sevmeye çalışırsınız. o yanınızdan geçerken masanızda onun sevdiği şarkıyı çalıp duymasını sağlarsınız veya onun sevdiği yazarı okuduğunuzu belli edersiniz onunla gülersiniz gülerken ona bakarsınız gibi. bu kötü bir durumdur aşk insanın kendini kişiliğini belli çerçevede yok ederek bir şeyler üretme sürecidir kendini ona sevdirme çabasıdır bir nevi. bu nedenle tek taraflı aşk ile sevdiğinizi söylediğinizde ve ona tanıdığınız zaman sürecinde belli bir flört dönemi sonrası sizi tanıyarak o da sevdiğinde ileride bitme riski bulunan bir ilişkiye başlarsınız. çünkü bir taraf aşıktır diğer taraf sizi tanıyarak iyi biri olduğunuzu fark ettiğinde sizi aşk hissinden ziyade sevgi ve sorumluluk ile sever sizi. zaman ile artık ona sahip olduğunuz için karakteriniz kendi kimliğine büründükçe serotonin düzeyiniz düştükçe karşıdaki insanın hem negatif yönlerini görmeye başlarsınız hem de basit olgularda reaksiyon miktarınız artacağından yapıcı olmak yerine yıkıcı olmak yoluna geçersiniz. zaten ilişkidesinizdir size bağlıdır bu yüzden içten içe üzülmeyeceğiniz davranışlarınızı rahat oluşturmaya başlarsınız. serotonin desteğinin zayıflaması insanı her türlü olumsuzluklara açık hale getirir. bu ilişkilerin sonunda zarar görecek kişi aşık olmayan kişidir.

bu nedenle evlilik düşünülüyor ise hayatta her zaman sınırları iyi belirlemeniz gerekir. her karakter kendi özelliklerini salt olarak sunmalı ve bunlar birleştirilerek bütün olma yolunda ilerlenilmelidir. aşk ile evliliğin en büyük farkı budur. “o” nu gördüğünüzde elbetteki her zaman aynı seviyede serotonin sekresyonunu beyninizden bekleyemezsiniz. sonu nasıl biterse bitsin bu serotonin artışı bölümün süresi yapılan bir araştırma ile ortalama olarak 18 ay olarak tespit edilmiştir. yani ister platonik kalın, ister açılın ve sizi süründürsün, isterseniz de 1. ayınızda veyahut daha kısa bir zamanda ilişkinize başlayın bu serotonin desteği size ortalama 18 aya kadar destek verecektir. sonrasında aşk hissi yerini yavaşça beyinde oluşturduğunuz sevgi objesine bırakacaktır. bu nedenle bir ilişkiye başlarken aşık olduğunuzda yapacağınız optimal davranış esasında her ne kadar şu anda serotonerjik modda olanları pek etkilemeyecek olsa da hislerinizi zor olsa da kontrol altına almaya çalışmanızdır. böylelikle karşıyı tanıma yolunda ilerlemeniz gerekir. primer hedefin ona kendinizi sevdirme yolunda ilerlemek olması yanlış seçimdir ileride dediğim komplikasyonları yaşamanıza neden olacaktır. bu süreci onu tanımakla tamamlamalı ve halihazırda zaten seven kişi olduğunuz için iyi anlaşacağınız için ekstra bir çaba sarfetmenize gerek duyulmayacaktır. birey olarak kendi karakterinizi koruduğunuz için size bir kapı aralandığı takdirde sizi “siz” olarak sevmiş olacaktır. bu evliliklerin başarısındaki ana başarının en ama en önemli unusurunu oluşturur. çünkü o önemli olan 18 aylık süreci tamamladığınızda geriye kalan şeylerin o 18 ayda yaşadığınız şeylerden çok daha fazlası olduğunu öğreneceksinizdir.

çünkü serotonin gider ve onu yerine hipokampal bölgenizde ,retiküler aktive edici sisteminizde ve corpus mamillare bölgenizde nitrik oksit ve asetilkolinle oluşturduğunuz kalıcı izler gelir. bu izler mükemmel hislerdir. çünkü bu asetilkolin ve nitrik oksit etkisinin tekrarlanması kalıcı hafıza oluşumunu ve bir nevi insanların birbilerine karşı hislerinin zevklerinin oluşumunu sağlar. olumlu başlamış ve olumlu sonlanmış bir 18 ayda her şey güzel gittiğinde o da sizin sevdiğiniz şeyleri sizle paylaşacak kendi alanı olmasa bile size kendi işlerinizde yardım edecek, sizle üzülecek, sizle gülecektir. üstüne üstlük herkes kendi karakterini korumuş olup bireyler birbirlerinin kendilerine ait olmayan özelliklerini sevecek ve oluşturulmuş kalıcı hafıza paketleri anılar düşünüldükçe yaşanılanlar tekrarlandıkça aileye yeni eklenen bireyin fotoğraflarına bakıldıkça kendi kendine yeniden serotonin patlamaları yaratarak mükemmel günler geceler hisler doğuracaktır. eşini tren istasyonunda elinde enstrümanıyla bekleyen yaşlı adam videosunun temeli bu mekanizmayla oluşmuştur.

3. ve en önemli mekanizma: kokusudur.. derin bi nefesle analiz edersiniz beyin hemen yorumlar geçmişte neler vardı diye ama koku varya işte bu koku farklı çok farklı bir şeydir. çünkü feromonludur bu şey. insanı en derin vuran şey koku duyusudur sevdiğine karşı. biten bir ilişkiden arta kalan sevilmiş şarkıları daha dinlemek istemezsiniz bir yerde oturduğunuzda denk geldiğinizde brodmann alan 8 ile gözleriniz bi geçmişe kayar düşünürsünüz bi süre ve geçeeer gider yaşananlar aklınızdan. biraz da üzülürsünüz belki ama hiç biri ama hiç biri benzer kokuya sahip yanınızdan geçen biri kadar tesir edemez. evinize geldiğinizde oturduğu yere kokusunun sinmesi aklınıza gelir koridorda sizden önce ilerlediğinde merdivenden önce indiğinde havaya karışmış kokusu aklınıza gelir gelir de gelir yani. çünkü en başta dediğim şey feromon her şeydir. bu arada brodmann 8'i açayım yeri gelmişken. kararsızlık ve verdiği kafa karışıklığı merkezidir aklınıza gelir ve kafanız karışır. çok ilginç fonksiyonları vardır mesela sınavda soru hakkında bir türlü karar veremediyseniz gözünüz o soruyu düşünürken yandaki soruyu okumaya başlar bunu yapan brodmann 8'dir. ayrıca biri bir şey sorulduğunda cevap verirken düşündüğünüz için gözleriniz dışa yukarı veya içe aşağı kayar bunu yapan yine brodmann 8'dir. bu nedenle yalan söyleyen bir kişi cevabını önceden hazırladığı için bu dışa bakma refleksini oluşturmaz çünkü kafası karışık değildir cevabı hazırdır direkt olarak yüzünüze cevap verir ve inanınıp inanmadığınızı check etmek için gözlerinizin içine bakar.

ne demiştik serotoninin fazla olması aşkı karman çorman hale getirir. bir diğer etkisi bu dürtülerin serotoninden dolayı sürekli onu düşündüğünüz ve merak ettiğiniz için size artık stres faktörü olarak etki etmesidir. bu locus ceroleus dediğimiz bölgeden norepinefrin deşarjına neden olur ve uykusuz gecelerin sebebidir. uyku tutmaz uyku indüksiyonunu sağlayan beyin hormanlarını antagonize eder bu etki. ayrıca hipotalamuta arcuat, lateral ve mediobazal nuckleusları da uyardığı için yemek yeme isteği azalır iştahınız kesilir. asetilkolin de yoğun tüketildiği için sigara miktarını arttıtırsınız. sürrenal kortexten (böbrek üstü bezi) adrenalin çıkışını arttırdığı için kalp çarpıntısı oluşturur ve sizi bir nevi savaşçı moduna sokar göz bebekleriniz genel olarak daha büyüktür çevreyi daha iyi görürsünüz. sizi savaşçı bir duruma sokar bir nevi. bu nedenle agresyon durumlarına karşı retiküler aktive edici sisteminiz adrenalin etkisiyle coştuğu için stres anında güzel kararlar vermenizi sağlar. ama etrafınızdaki hayatınız standart normal bi akışta devam ettiği için “o” nunla karşılaştığınızda açacağı sohbette standart seviyeye yani rutin hayata inemeyeceğiniz için eliniz ayağınız birbirine dolanır “onu görünce heyecandan konuşamama” mekanizmasının sebebidir. strese girdiğiniz için daha çok vezikül daha çok düşünce ve daha çok stresten dolayı tüketilen asetilkolin miktarı da artar beyinde. bu sevilen kişiyi stalklama mekanizmasının çekirdeğidir. düşündüğünüz için sürekli asetilkolin salınır serotoninden dolayı stresör etki altında kaldığınız için norepinefrin düzeyiniz de artmıştır uykularınız kaçar endişe hissi doğar norepinefrin anksiyetenin de gelişmesine neden olur yani. bu nedenle aşırı merak gelir. sürekli napıyo nerde kimle konuşuyo çevrimiçi mi kimin fotoğrafını beğenmiş gibi şaçma sapan bir sürü davranış bozukluğu yaşamanıza sebep olur. bu etki yerine göre sonucu oldukça kötü şeylere neden olabilecek olaylara sebep olabilir. eğer bir birey karakter olarak otokontrol mekanizması zayıf sinirli ve saldırgan bir kişiliğe sahipse bu etki altında aldığı kararlar yıkıcı özellikte olacağı için zarar verme dürtüsü doğurur. bu kişiler stresli ortamda büyüyen ailesinde sorunları olan beyin gelişiminin 5 ana evresini sağlıklı tamamlayamamış çocukluk çağı sekelleri(işlev bozukluğu) olan bireylerdir –genellikle- . bu kişiler adrenalin norepinefrin etkisindeyken zaten davranış bozukluğuna sahip olma potansiyeli taşıdıkları için zarar verme potansiyeline erişir. sevdiğini 12 yerinde vurarak öldürdü ve ardından intihar etti şeklinde sayısız türeve sahip haberin varoluş mekanizması budur. bu nedenle insan iletişiminde en önemli anahtar hayatın en ama en ama en büyük işlevsellik yeteneği öncelikle aile ve 8 yaşına kadar olan ki beyin gelişim sürecidir. ebeveyn olmak ve başarılı ve aydın bir beyin yetiştirmek dünyada yapılmış olan en büyük argedir. dünyada bundan daha değerli başka hiçbir icad yoktur. dünyadaki hemen var olmuş ve var olacak bütün sorunların temelinde davranış bozukluğu ve karakter gelişiminin evrelerini başarılı olarak tamamlayamadan yetişen bireyler oluşturur.

aşık olmak için bir kişiye ait bir özelliğin özellikle bulunması şart değildir. bir kişi ilk görüldüğünde de aşk başlayabilir. 6 yıldır etrafınızda olan biriyle 4 ay vakit geçirmek ile de aşk başlayabilir. yani şu anda yan tarafınızda oturan esasen size potansiyel olarak zaten yakın konumda bulunan ama gerek çevre gerek diğer etmenler olarak samimi ilişkileriniz bulunmayan kişiler de aday olabilir. ortak bir konuda vakit geçirmek durumunda kaldığınızda tanıdıkça da sevebilirsiniz. kendinize şu ana kadar nasıl fark etmediğinize şaşırabilirsiniz. bu aşk için fiziksel güzellikten ziyade kişilik karakter davranış kriterlerinin de önemini vurgular. yani onun yüzüne güzelliğine aşık olmaktan ziyade yere düşürdüğü kağıdı alma çabasına aşık olursunuz. kimse birinin yere düşürdüğü kağıdı almasına dikkat etmezken siz hareket esnasında kişiyi dikkatle incelersiniz bile. dışarıdan davranışları standardize olan bir kişinin tanındıkça içinde aslında farklı biri olduğunu görmek etkisi de eklenebilir. yani psikiyatri açısından aşk oldukça çevresel olasılıkların bütünüyle kümülatif bir biçimde potansiyalize olmasıyla da olabilir. o günün akşamında veya günler birbirini kovaladıkça bir gün gelir kendinize bunu sorarsınız “zaten etrafımdaydı ama artık neden onunla daha çok mutlu hissediyorum” bu soruyu sorduysanız doğru noktadasınız. kişiliğe aşık olmak denir. bu çok sağlam bir başlangıçtır çünkü mantığın da eşlik edeceği yegane aşk başlangıçlarından biridir eğer karşılığı da olursa hele ki o da benzer hislerdeyse dünyanın en güzel temeline sahip evini kurmuş olursunuz dünyanıza. karşılık bulmaması çok dramatiktir. çünkü iç dünyasına girdiğiniz için sevmişsinizdir önceden zaten tanıdığınız için geriye tek bu kalmıştır. yani bu kişinin sizi bütünüyle tamamlamasıdır. kaybetmek istemezsiniz. bi daha kim böyle yeni baştan tanılıp sevilecektir kim uğraşabilir bi daha nasıl böyle sevebilirim soruları döner döner durur etkiler oldukça insanı. bu insanlar genel olarak gerçekten güçlü severler karşılık bulunmaması dahilinde bir daha böyle sevemeyeceklerine inanırlar. her şey bittiğinde karşılık gelmediğinde karşıdakinin dünyanın bir yerinde mutlu olduğunu bilmek bile en azından mutlu oldu dedirtir bu insanlara. bu haklı bir inançtır. bu insanlara zaten sana göre değildi ve daha bir sürü kriter sayılarak acısı dindirilme yöntemi uygulanması sakıncalıdır. çünkü aşırı nitrik oksid deşarjı sağlam bir hafıza oluşturur ve çalan şarkıdan veya benzer kokudan akla geldikçe onun için yapılanları akla getirir. sağlam bir hafıza oluştuğu için beyin asla unutmaz bu gibi durumlarda aşırı sevgi beslenen sevgi objesi olan “o” beyinde kendine ait bir yere çekilir ve üzeri dışardan gelen anımsatıcılarla yeri geldiğinde örtüsü kaldırılarak anımsanır ve geri yerine konur. bu insanın en büyük acılarıyla baş etme mekanizmasıdır. tam olarak oluşma zamanı yaklaşık 2 yıl sürer. beyin genel olarak unutmaz beyindeki mekanizma unutmak değil hatırlayamamaktır. dışarıdan uyarı gelmediği müddetçe acılar hatırlanmaz. ailesinden çok önemli bir bireyi kaybeden insanlar dünyanın en büyük acısını yaşarlar. gerçekten en büyük acılardan bir tanesidir. her şeyi ilişkilendirir 2 yıl önce bayramda gitmemiştim der ağlar her şeyi vicdan azabıyla ilişkilendirir vicdan azabı dünyadaki var olan en büyük acı tetikleyicisidir. işte genel olarak bu üzüntü süreci 2 yıl sürer ve sonrasında “o” nu hatırlatacak bir uyarı dışarıdan gelmediği müddetçe gerek bir cafede çalan şarkı, gerek ilk yürüdüğünüz kaldırımdan geçme, gerek kokusu gibi uyarı gelmediği müddetçe hatırlanmaz. insan hatırlayınca da gülümsetirken kaybettiği için üzer bireyi çok kompleks bir davranış mekanızması doğurur yani.

aşk hakkında bahsetmeyi istediğim son konu da aşk ve libido ikilisidir. aşk ciddi anlamda libidoyu düşürür. hepiniz bilirsiniz ssrı gurubu antidepresan ilaçlar serotonin düzeyini arttırarak etki eder. aşk bunun doğal yollarla oluşmuş halidir. o nedenle depresyondaki kişilere az çık gez dolaş insan içine karış denilir. serotonin beyinde gnrh düzeyini oldukça baskılar ve libidoyu ciddi anlamda düşürüz. o nedenle gerçekten aşık olunan kişiler cinsel anlamda arzulanmaz hayal edilmek istenmez. sadece sarılmak ve saçını koklamak ve yanında bulunmak isteyeceğiniz hisleri yaşatır size bir nevi. bu nedenle yeni evli kişilerde ilişki sorunlarında ön sevişme süresini uzun tutmaları önerilir.

ne olursa olsun hayat bir şekilde devam eder. aşk hayatın sıkıcı geçen günlerinde insana heyecan ve mutlu olma enerjisi veren bir şeydir. bir nevi hayatının sıkıcılığına karşı oluşturulmuş bir başkaldırıdır. güzel şeydir aşk karşılığı varsa en güzel şeydir. dünyadaki eksik olan en önemli şey sevgidir sevgi. sevin sevdirin hep sevgiyle kalın bir gün 24 saat olmak için hayat da yaşamak için çok kısa. sevdiklerinizi ihmal etmeyin. kalın sağlıcakla.



Kaynak: Çoğunlukla Ekşisözlük ve Wikipedia