Temelelektronik.info

Bilgiler > Sözel Sayısal Eşit Ağırlık



Sözel Sayısal Eşit Ağırlık


okuduğum lisede okul birincisi olarak ilk sınıfı bitirmiştim. ikinci sınıf için sözel, sayısal, eşit ağırlık olarak bir tercih yapmamız gerekiyordu. ben sayısal ortalamam 5, eşit ağırlık ortalamam 5, sözel ortalamam 4,76 olduğu halde sözeli tercih ettim. okul müdürü, sınıf hocam, fizik hocam falan ayaklandılar. nasıl olur da sözele gider, aklını mı yemiş, dediler. ailemi arayıp kararımdan vazgeçirmeye çalıştılar. gitmek istediğim bölüm uluslararası ilişkilerdi, sözelden kazanılıyordu, ben ısrar ettim, sonunda sözel sınıfta başladım.
ilk pişmanlığım hemen ikinci sınıfta oldu. biz ikinci sınıftayken uluslararası ilişkiler, hukuk, siyaset bilimi gibi bölümler ea puan türüne geçirildi. artık bu bölümleri seçemeyecektim. ama daha büyük hayal kırıklığım, ilk sınıftaki kafası çalışan herkesin say veya ea sınıflara ayrılması, benim yani okulun birincisinin ise söz kalmasıydı. bu çok tuhaf bir durumdu çünkü sınıfımdaki diğer öğrencilerle aramda bariz bir seviye farkı oluştu. lisedeki dramımı hızlı geçip üniversiteye geleyim.
abimin de yol göstermesiyle sözel tercihten ülkenin en iyi üniversitelerinden birine, istemediğim ama sevdiğim bir bölüme yerleştim. oraya gelen öğrencilerle ders alırken bişeyi fark ettim ki bizim ülkenin sorunlarının çözülmemesinin temel sebebi, sosyal bilimlerin feci halidir. biz edebiyat, tarih, coğrafya gibi çok ama çok önemli alanları, bir milletin düşünme, yorumlama, geleceğe dair ufuk çizme araçlarını aslında "başarılı öğrencilerden arındırılmış" daha az başarılı öğrencilerle götürüyoruz. üniversitede okurken bölümümdeki, ki bu okul en iyi sözel öğrencileri toplamıştı, diğer arkadaşlarla aramda ciddi bir yorumlama, okuma, analiz, hatta zeka farkı olduğunu görünce yine büyük bir hayal kırıklığı yaşamıştım. kaldığım yurtta hep sayısal okuyan arkadaşlarla takılıyordum, özellikle mühendislik okuyanlarla.
okuldayken kendime söz vermiştim. bir gün elime yetki geçer de milli eğitim bakanı falan olursam özellikle edebiyat, sosyoloji ve tarih bölümlerinin kalitesini yükseltecektim. buralara sayısal düşünebilen, analiz yeteneği güçlü, sonuç odaklı beyne sahip öğrencileri alacaktım. mezun olduktan sonra işim sebebiyle de sosyal bilimler hocalarıyla çok haşır neşir oldum. çoğu doç veya prof seviyesindeki bu hocalarımızın maalesef okuttukları öğrencilerden çok farkı yoktu. neticede onlar da yirmi otuz sene önce daha az başarılı oldukları için bu bölümlere girmişler ve sonra mezun olup hocalığa yükselmişlerdi. elbette istisnaları yok mu, var ama tek tük.
ben bu ülkenin bütün ayarlarının toptan bozuk olmasının sebebini, sosyal bilimler eğitiminde görüyorum. basın ve medyadaki kalitesizlikten tutun, siyasetteki köylülüğe, hukukun anlamsızlığından meclisin gereksizliğine kadar bir sürü konu temelde buradaki durumla ilgili.



Kaynak: Çoğunlukla Ekşisözlük ve Wikipedia