Temelelektronik.info

önemli bilgi



heredotus'un kaleminden m.ö. yaşamış milletlerin kültürlerine dair anlatılar


*lidyalılara dair:

''o dönemde asya'da (anadolu'yu kast ediyor asya derken) hiçbir halk yiğitlikte ve güçlülükte lidyalıların bileğini bükemezdi; at üstünde dövüşürlerdi, büyük mızrakları vardı ve usta biniciydiler.''

lidyalılar için meşhur lidya kralı kroisos'un (karun) babası alyattes için yaptırılmış mezarın, esnaf, el işçileri ve 'aşk satıcısı küçük kızların' topladığı paralarla yaptırıldığı.

'aşk satıcısı kızlar' dediği gelenekse şöyle: ''lidyalı halk kızlarının hepsi de kocaya varıncaya kadar kendilerini satarlar, çeyizlerini bu zanaatla yaparlar, zaten kocaları bile bu kızları ancak kızın kendi isteğiyle yanlarında tutabilirler.'' ve ''lidyalılar kız çocuklarını orospuluğa bırakırlar. (paranın ve ticaretin mucidi olan bir toplum oldukları düşünüldüğünde taşlar yerine oturuyor)

lidyalılara dair diğer bilgiler:

''bizim bildiklerimiz içinde ilk olarak altın ve gümüş para basan ve kullanan ve ilk olarak ufak tefek ticaret işlerine girişenler bunlardır. kendileri anlatırlar ki, bugün gerek kendi ülkelerinde, gerekse yunanlılarda oynanan oyunları türetenler de kendileridir ve bu etruria'nın (italya'nın merkezinde bir bölge) koloni haline getirildiği zamana rastlar.'' - ki bu bahsedilen bölge etrüsklerin yaşadığı bir bölgedir: yani lidyalılarla etrüskler arasında bir akrabalık söz konusu olabilir diye bir çıkarım yapılabilir: yani roma'nın kurucuları anadolulu olabilirler, ki çoğu tarihçi etrüsklere yunan soylu demekte.

''lidyalılarda hemen bütün barbarlarda olduğu gibi, çıplak görünmek büyük ayıp sayılır, hatta erkekler için bile.'' görünen o ki kapanmak islam öncesinde de ortadoğu ve anadolu'da yaygın bir davranış.

zar oyunları ve tavla oyunu gibi oyunları da kıtlık zamanı günü yemek yemeden, yalnızca oyun oynarak geçirmek için oynadıklarını söylüyor heredotus amca.

şehirlerinde artan nüfus ve kıtlıkla beraber nüfusu azaltmak için yaptıkları bir uygulama: ''kral lidyalıları ikiye ayırdı, 'kim kalacak, kim gidecek kura çekilsin' dedi. kaderin kalmak üzere ayırdıkları gene kendi hükmü altında bulunacaktı, göç edecek olanlara da oğlunu veriyordu kral olarak ki (liderlik etsin diye), adı tyrsenos'tu.''

''bu halklarda (lidyalılar ve medler) yemin, yunanlılarda olduğu gibidir, ayrıca bir de kollarının derisini çizip karşılıklı kanlarını yalarlar.''

kroisos, perslere saldırmadan önce yunanlılara kahinler gönderir netice ne olur diye sordurmak için. kahinler ona ''bu savaşla büyük bir imparatorluk yıkılacak'' derler. savaşın sonunda kroisos (karun) savaşı kaybeder. yunanlılara elçi gönderdiğinde de 'e koçum biz sana kimin yıkılacağını söylemedik ki aq kendin tribe girdin' minvalinde kroisos gardaşımızı sağlam bir trollerler.

yine pers savaşı sırasında garip bir olay cereyan eder sardes'ta (bugünkü manisa, lidya başkenti): atlar, yılanları ısırıp öldürmeye başlarlar. kroisos bu olaya anlam veremeyip fethiye kahinlerine danışır ama cevap gelene kadar savaşı kaybetmiştir. kahinler ise bu olayı şöyle yorumlamışlardır: ''kroisos üzerine yabancı dil konuşan bir ulusun yürümesini beklesin; bunlar ülkeye yayılacak, yerlileri boyunduruk altına alacaklar; zira yılan toprağın oğludur, at ise savaşçı ve göçebe bir hayvandır.'' sağlam metafor.

*perslere dair:

lidyalı bir adamın, kral kroisos'a (karun) pers ordusunu tasviri: ''ayaklarında bol deri pantolonlar var, zaten üst başları hep derinden, istedikleri kadar değil, buldukları kadar yiyorlar, zira toprakları taştır. şarap içmesini bilmezler; içkileri sudur; ağızlarını tatlandırmak için incirleri ya da başka bir şeyleri yoktur.''

ve aynı adam perslerle savaşmamasını ister, bunu da şu savıyla savunur: ''ellerinde bir şey olmadığına göre, bunları alt etsen de eline ne geçecektir ? ama yenilirsen bak neler kaybedeceksin: bir kez bizdeki şeylerini tadını tattılar mı, sımsıkı yapışacaklar, bir daha da bırakmayacaklar.''

heredotus, perslerle alakalı ekliyor: ''gerçekten de perslerin, lidyalıları yenmeden önce bir tek lüksleri ve iyi bir şeyleri yoktu.'' (pers suserlar başlayacaklar şimdi ırkçı heredotus diye)

yine perslerle alakalı: ''kurban kesenin yardımı yalnız kendisi için istemeye hakkı yoktur; bütün persler için ve özellikle kral için dua eder.'' (bu inanış şeklinden dolayı sanırım özgür fikir ortamı yaşanması bir hayli zordu perslerde) (bkz: biat kültürü)

lidyalılarla savaşırken develer kullanmışlardır, heredotus atların develerden korkup kaçtıklarını belirtir, develerin kokusu ve görüntüsü atları korkuturmuş.

''din, bir mag (din adamı) olmadan kurban kesmeyi yasak etmiştir.''

''persler derler ki, yunanlıların yemekten doymamış olarak kalkmaları, yemekte son olarak dişe dokunur bir şeyler ikram edilmemesindendir ve diyorlar gene, eğer yemeğin arkasından tatlı filan gibi şeyler de verilse, bu sefer yemekten hiç kalkmazlardı.'' (yemekten sonra tatlı yeme adeti de doğudan gelme demek)

''şarabı çok severler, başkalarının yanında kusmak, abdest bozmak yasaktır.'' (bahsedilen abdest, su dökünüp yıkanmış olma, temiz olma hali.)

''en ciddi konuları içerek konuşmak da görenekleri içerisindedir. eğer bir karar kadeh sesleri içinde verilmişse, ertesi gün ayıldıkları zaman, karar kimin evinde verildiyse o, işi yeniden oya koyar; eğer ayık kafa ile de olur derlerse, o karar yürütülür; yoksa vazgeçilir; bunun tersine olarak, ayık kafa ile düşünülmüş bir şey de içki havası içinde yeniden ele alınır.'' (he başta kroisos'un danışmanları persler şarabı içkiyi bilmez diyordu diyeceksiniz: şunu unutmayın, heredotus'un dönemi kroisos'tan çok sonradır, yani persler şarabı gerçekten de lidyalılardan öğrenmiş, içmeyi kültürlerine bu yolla yerleştirmiş olabilirler)

''günaydın yerine, ağızdan öpüşürler; eğer biri öbüründen biraz daha aşağı kattansa (sınıflı toplum), o yanaktan öpülür; eğer çok daha aşağı kattansa, bir dizini yere koyup öbürünün karşısında secde eder.''

''persler yabancı görenekleri başka her ulustan daha kolay kaparlar; medlerin giyinişlerini kendilerininkinden daha güzel bulmuşlar, kendileri de öyle giyinmeye başlamışlardır, savaş konusunda da mısır zırhlarını örnek almışlardır. genç oğlanlarla ilişki kurma huyunu yunanlılardan almışlardır. evlilik hayatına gelince, her birinin birkaç nikahlı karısı olduğu halde, çok sayıda cariye de satın alırlardı.'' (tanıdık geliyor değil mi)

perslerde bir kişinin toplumda saygı görme kıstasları: ''bir kimsenin kamuoyundaki değeri, önce savaştaki yiğitliği, sonra da çocuklarının sayısı ile tartılırdı; en çok çocuğa sahip olan, kraldan her yıl ödüller alırdı; çokluktan kuvvet çıktığına inanırlardı.''

''beş yaşından yirmi yaşına kadar çocuklarına yalnız üç şey öğretiyorlardı: ata binmek, ok atmak, doğruyu söylemek. beş yaşından önce çocuk babasına gösterilmez; kadınların arasında yaşar, böylelikle çocuk eğer küçük yaşta ölürse, bu yasın babada fena bir etki yapmasını önlemiş olurlardı.'' (ataerkillik rocks)

''onlara göre asıl ana babanın kendi çocukları eliyle ölmeleri diye bir şey yoktur tabiatta.''

pers toplumundan bazı ahlak kuralları: ''yapılması yasak olan şeyin konuşulması da yasaktır. en büyük ayıp yalandır, bundan sonra borç gelir, bu da öbürleri arasında asıl şu nedenle ki diyorlar, borcun arkasından ister istemez yalan da gelir.

''cüzzam ve akcüzam hastalığına yakalanan yurttaş kente sokulmaz, öbür perslerin arasına karışamaz; onlarca bu hastalık güneşe karşı işlenmiş bir suçun cezasıdır. bu hastalığa yakalanmış olan yabancı ülkeden çıkarılır; çokları hatta aynı hastalığa yakalandı diye ak güvercinleri bile kovarlar.''

''bir akarsuya işemek, tükürmek, elini yıkamak, hiç yapmadıkları şeylerdir ve başkalarının da yapmasına katlanamazlar; zira ırmağa en büyük saygıyı beslerler.'' (büyük ihtimalle bunun sebebi yaşadıkları bölgenin epey kurak olması ve suyun çok değerli/kıstılı olması)

''adlarının ki, ya fiziki bir özelliği ya da bir kişilik onurunu belirtir, hepsi de aynı harfle, dorların san, ionların sigma dedikleri harfle son bulur.'' (burada kast edilen büyük ihtimalle -es ile biten isimler ya da -s ile, çünkü dönemin pers hükümdarlarının isimleri şöyle cyrus, cambyses, darius, xerxes, artaxerxes)

''maglar (pers din adamları) insan ve köpekten başka her canlıyı öldürebilirler. hatta birbirleriyle yarışırcasına karınca, yılan ne olursa olsun, yerde ve havada yaşayan her hayvanı öldürürler.''

''fenikeliler henüz pers egemenliği altına girmiş değillerdi çünkü perslerin kendi gemileri yoktu.'' (donanma yok)

*medlere dair:

medlerde hadım kullanmak kültürünün olduğuna dair: astyages, krallığı sırasında, kızının bir persten olma olan oğlu kyros'u kehanetler uyarınca kral olup kendisini gücünden etmesin diye öldürtmek için görevlendirdiği generalinin (harpagos), bebeği teslim ettiği ve öldürmesini istediği kölesi için söylediklerinden çıkarım yapabiliriz ''çocuğu verdim, dağın ıssız bir yerine bırak ve ölene kadar yanından ayrılma, dedim. emir yerine geldikten ve çocuk son nefesini verdikten sonra en güvendiğim hadım ağalarımı gönderdim, gözleriyle gördüler ve ölüyü gömdürdüm.''

hikayeye göre harpagos'un kölesini vicdanı dolayısıyla bebeği ölüme terk edememiştir. çocuk büyüyünce astyages bunu anlar, harpagos'a hiçbir ceza vermez görünür: büyük oğlunu bir gün saraya davet eder, keser, parçalatır, pişirtir ve bir ziyafet sırasında harpagos'a kendi büyük oğlunu yedirtir, harpagos farkında olmadan. daha sonra da kehanetler doğru çıkar ve kyros, persleri arkasına alıp darbeyle tahta oturur, yine de astyages'i cezalandırmaz.

*ionalılar, atinalılar, spartalılara (lakedaimonlular) ve diğer yunanlılara dair bazı bilgiler:

kroisos, perslere karşı kendine müttefik ararken, kendisine verilen raporlara göre: ''yunanlılardan en güçlü olanları hangileridir diye bilgi toplamaya başladı. aldığı bilgilere göre, bunlar lakedaimonlularla atinalılardı, biri dorların başında geliyordu (lakedaimonlular), öbürü ionialıların (atinalılar). (zira dorlar daha sert ve savaşçı halklarken; ionlar daha yumuşak, sanat ve bilimle daha alakalı halklardır)

atinalıların ters ilişkiye (anal seks) bakış açıları: atina'da tiranlıkla başa gelen peisistratos'un, soyluların önde gelenlerinden megakles'le yaptığı barış uyarınca, megakles'in kızıyla evlenmesi gerekiyordu (daha önceden savaşmışlardı). ''peisistratos, aradaki anlaşmaya uyarak megakles'in kızıyla evlendi. ama yetişkin oğulları vardı, bir de alkmainoğulları (son atina kralı alkmaion ve onun soyundan gelenler) zaten tanrı lanetine uğramış sayılırlardı (zeus, babası amphiaraos'a bir savaştan kaçarken yıldırımlarıyla saldırmış, yerin yarılıp onu yutmasını sağlamıştır sanırım bu sebeple lanetliler diyor heredotus) bu yüzden yeni karısından da çocuk olsun istemiyordu; bundan ötürü karısını tersinden kullanmaya başladı. genç kadın önceleri kimseye bir şey söylemedi; sonradan anasının zorlamasıyla belki, anasına söyledi, o da babaya haber verdi. megakles'in çok gücüne gitti bu durum. peisistratos'u namusuna el uzatmış olmakla suçladı.''

''lakedaimonlular (sparta ahalisi) bütün yunanistan'ın uygarlıkta en geri olan halkıydılar; dışarıya kapalıydılar, kendi aralarında da bir toplum yaşayışları yoktu.'' (burada kendi aralarında bir toplum yaşayışları yoktu lafından kasıt: zayıf komşuluk ilişkileri ve köylüler arasında pek bir iletişim olmaması)

yine heredotus'un kitabından, lakedaimonlulara dair bazı tanımlamalar:

enomotialar: sparta ordusunun bölümleri.
triekad: otuz aileyi yöneten bir yönetici grup. (roma'daki tribune sistemine benziyor)
syssitialar: bir arada yenen yemekler.
agathoergoslar: kentte yaşayan spartalılardırlar, yaş sırasına göre her yıl beş tanesi atlı birliklerden çıkıyorlardı ve çıktıkları yıl hemen emekli olmuyorlar, devlet hesabına her biri ayrı bir işte görev alıyorlardı.

spartalıların yaşayışları: ''her spartalı yirmi yaşında asker olur ve öyle kalırdı. on beşer kişilik takımlar halinde yemek yerlerdi, herkes payına düşen yemek masrafını kendi cebinden öderdi (alman usulü), zaten bütün sparta bir kışla gibiydi.''

''yaşlılar meclisi, senatodur, yirmi sekiz üyesi vardır. ephoroslar her yıl seçilirlerdi, yetkileri genişti; hakimleri, hatta kralları denetler, yasaları değiştirebilirlerdi. bütün devlet yetkileri ellerindeydi.''

lakedaimonlular ve argoslular, thyrea bölge üzerine yaşanan gerginlik sonucu mevzuyu şöyle çözmeye karar vermişler: ''karşılıklı konuşmalar başladı, iki yandan da üçer yüz savaşçının dövüşmesi üzerine anlaştılar; kim kazanırsa onun olacaktı thyrea. iki ordu kendi sınırlarına geri çekilecekti, dövüş sırasında orada bulunmayacaklardı, kendi adamlarının kaybetmekte olduğunu görüp yardıma koşmasınlar diye. karar verilince birlikler uzaklaştılar ve her iki yandan seçilen üstün savaşçılar dövüşe tutuştular.''

bu dövüşün sonunda iki argoslu ve bir spartalının ayakta kaldığını söylüyor heredotus. iki taraf da kendini galip ilan edince esas ordular savaşmış ve neticesinde argoslular yenilmiş. yenilince şunları yapmışlar: ''işte bu dönemden başlayarak ki argoslular saçlarını kestirmişlerdir; daha önceleri görenek saçıarını uzatmalarını gerektiriyordu; ama şimdi lanetler yağdırıyorlardı, thyrea geri alınana kadar hiçbir argoslu saçını uzatmayacak, karıları da altın takılar takmayacaklardı. lakedaimonlular ise bunun tersi bir karar almışlardı: o zamana kadar kısa olan saçlarını uzatacaklardı.''

son olarak kroisos (karun, hani şu karun kadar zengin olan) abimizin birkaç vecizesiyle bitireyim:

pers kralı kyros kentini işgal eder, bir şekilde kroisos'u affeder, beraber konuşurlarken bir yandan persler, kroisos'un başkenti sardes'ı yağmalamaktadırlar. kroisos, pers kralı kyros'a sorar ''kral, bu kalabalık ne yapıyor böyle canla başla ?''
kral cevap verir ''senin kentini yağma ediyorlar, varını yoğunu paylaşıyorlar.''
kroisos cevap verir ''yağma ettikleri benim kentim, benim varlığım değil; bunların hiçbiri benim değil artık; yağma ettiklerinin, alıp götürdüklerinin hepsi senin malın.''

kroisos, kendisini mağlup eden kyros'la konuşurken savaş sırasında danıştığı kahinlere sitem ederken ''kabahat senin üstüme yürümek gibi bir kendini beğenmişliği bana veren yunan tanrısındadır (apollon), çünkü kimse barış dururken savaşı seçecek kadar deli değildir; barışta oğullar babalarını gömerler, savaşta babalardır oğullarını mezara indiren. ama şüphesiz böyle olması hoşuna gidiyordu tanrıların.''

kroisos, perslere taarruza geçecekken, anadolu'ya ilerleyişinde kızılırmak'ı geçmesi gerekir ordusuyla. ancak akıntı o kadar güçlüdür ki geçmek namümkündür. hemen bir hal çare ararlar ve sonunda dönemin meşhur bilim adamı olan miletli thales'den yardım isterler. thales derin bir hendek kazdırtır ve hendeği yarım ay oluşturacak biçimde ırmağın bir kısmından diğerine dek devam ettirir. böylece ordu, hendekten akan su ve hendeğin kapsadığı aralıktaki ırmak kısmından daha rahat geçecektir çünkü ikiye bölünmüş akıntının şiddeti azalacaktır.

edit: lidyalılarla alakalı bilgilere getirilen parantezlere ek.

edit 2: asya'dan kastın 'anadolu' olduğu bilgisi.