Temelelektronik.info

önemli bilgi



Faydalı ingilizce kalıplar


to have a thick skin: eleştiriye tahammülü olmak yani deyimin ifadesiyle kalın derili olmak.

build suspense: "heyecan katmak" "meraklandırmak" anlamında kullanılabilir. "i want to build suspense a little bit; so, i won't show you the picture immediately."

saga: yilan hikayesi ifadesini kullaniriz epey cetrefilli ve bir turlu bitmeyen hadiselerle ilgili olarak. bu kadar abartili bir anlam icermese de bu kelime bizdeki bu deyimi karsiliyor.

no-brainer: tercihin çok bariz olduğu durumlarda kullanılır. yani bu tercihte bulunmak için beyne ihtiyaç bile yok da denebilir akılda kalması için. mesela faal futbolculardan en iyi 11 yapılacak olsa messi'yi kadroya almak, en iyi beş türk aktrisi sayarken türkan şoray'la başlamak gibi. "when counting the best ever turkish actresses, türkan şoray is a no-brainer."

roller coaster: lunaparkta bir aşağı inip bir yukarı çıkan heyecan verici oyuncaktan bahsetmiyorum. sürekli veya aniden değişen durumlar için kullanılır bu kelime. mesela, çekişmeli bir basketbol maçından bahsederken... "the first period of the basketball game was a roller coaster," diyebiliriz.

meteoric: ani, hızlı olan bir şey, özellikle aniden ünlenme durumlarında kullanılır. üstteki kelimeden farklı olarak sıfattır. "his meteoric rise to fame was unprecedented." sozlukte de meshur olan andy warhol'un o meshur cumlesi de 15 minutes of fame olarak dile yerlesmistir.

defunct: artık faaliyette olmayan organizasyonlar, kurumlar, vs. için kullanılır. "republican villagers nation party (cumhuriyetçi köylü millet partisi-ckmp) is a defunct political party in turkey."

lip service: sadece lafta desteklemek. "pay" fiiliyle kullanılır genelde. "he paid lip service to the workers, but did nothing to assuage their concerns." (buradaki assuage fiili de gidermek anlamında kullanılıyor.)

initially: "at first" yerine kullanabilirsiniz. "initially i supported the proposal, but i then backed off." (buradaki "back off" desteğini çekmek anlamında...)

sight: "gormek" anlamindaki fiil olanini aciklamaya calisacagim. bilhassa az veya nadir gorulen seylerde kullanilir. "bugun sahilde iki balina goruldu" (two whales were sighted near the shore". bigfoot, van golu canavari gibi efsanevi canlilar icin genelde bu fiil tercih edilir. o zaman gerci isim hali olan sighting de kullanilabilir.

grain of salt: bir şeye ihtiyat veya şüpheyle yaklaşırken kullanılır. "i am taking this offer with a grain of salt."

flash in the pan: geçici başarı anlamına gelir. tavada bir anlık görülen ışıma gibi mesela. popular bir ornek verelim. "leicester city's early season success seemed to be a flash in the pan, but they are destined to win the title now."

in a nutshell: "kısacası", "özetle" manasında hep aynı kelimeleri mi kullanıyorsunuz? bunu deneyin...

take home: "win" yerine kulanabilirsiniz. "leanardo dicaprio took home the oscar."

textbook: hani klişe bir ifade var ya "futbol okullarında ders olarak okutulmalı" diye, işte o beş kelimeyi tek kelimede ifade edebilirsiniz. mesela, guzel bir hucumdan bahsederken "it was a textbook attack," denilebilir. textbook case veya textbook example olarak çok kullanılır.

inflammatory: "provoke edici, kiskirtici." mesela "inflammatory article" derken... "donald trump's inflammatory comments pissed me off."

salient: 'bariz' veya 'onemli' anlamina gelip akademik dunyanin en sevdigi sifatlarin basinda gelir.

travesty: bir şeyin en kötü örneği anlamında kullanılır. mesela, ülkemizdeki gibi adaletin çuvalladığı anlarda, "this is a travesty of justice" denir. bu kelime travesti anlamında hemen hemen hiç kullanılmıyor.

-laden: bu kelimeyi başka kelimeye eklediğinzde "yüklü" anlamını verirsiniz. mesela, duygu yüklü derken "emotion-laden" demek, "emotional" demeye tercih edilir. ikincisi "duygusal" şeklinde çevrilir daha çok.

eavesdrop: ingilizce gercekten zengin bir dil. bu kelimeyi de bu zenginlige basit bir ornek olmasi icin tercih ettim. "bir konusmayi gizlice dinlemek" anlamindaki ifadeyi "listening secretly..." demek yerine eavesdrop fiiliyle karsilayabilirsiniz.

self-imposed: "kendi isteğiyle," "gönüllü olarak"... mesela, "self-imposed exile" ile çok kullanılır.

hit rock bottom: dibe vurmak. yukarıda olduğu gibi ülkemizdeki adalet sistemini örnek olarak verebiliriz.

shirk: bir isten, gorevden kaytarmak manasinda kullanilir. kesin olmamakla birlikte bir-iki yerde bizim bildigimiz anlamdaki $irk kelimesinden geldigini okumustum.

mecca: bir şeyin merkezi, başkenti anlamına gelir. mesela "paris is the mecca of fashion" derken.

konuşurken işinize yarayacak "arayı doldurmalık" kelimeler...

excuse my french: ayıp bir kelime söylemeden önce "afedersin(iz)" manasında bunu kullanabilirsiniz.

no offense, but: "üzerine alınma ama..." "no offense, but the idea was useless."

well said: "agzina saglik"

there you go: birine bir şey verirken "buyrun" anlamında kullanılışının haricinde bir de şu kullanımı vardır. mesela, birisinin aklına bir kelime veya isim gelmiyor ve karşısındaki bu kelimeyi hatırlattığında, hatırlatılan kişi bu ifadeyi kullanır. mesela;

a: who was the lead role in shawshank redemption?
b: morgan freeman?
a: no no, the white guy...
b: tim robbins?
a: there you go!

tough call: iki veya daha fazla şey arasında bir şeye karar veremediğinizde vakit kazanmak için söyleyebilirsiniz. close call da kullanılır.

that said: "however" yerine kullanabilirsiniz.

as you wish: "nasıl isterseniz veya sen bilirsin" diyecekseniz "you know"dan sakınıp bunu kullanabilirsiniz.

let alone: "x y z yapmayi birak, a b c bile yapamadi" ornek cumlesinde de gorulecegi uzere "birak" olarak cevrilen ifadedir. "let alone playing basketball, he can't even run."

then: mesela "zamanın başbakanı" derken... "then prime minister tansu çiller enacted the bill."

late: "merhum/müteveffa" anlamında. "late president reagan was a die-hard conservatist."



Kaynak: Çoğunlukla Ekşisözlük ve Wikipedia