Temelelektronik.info

Bilgiler > Kalp hakkında



Kalp hakkında


hep söylendiği üzere beynin yüzde çok az kısmını kullanmayız. aslında tamamını kullanırız. hatta sağ beyin sol beyin diye birşey de yoktur. iyi resim çizmemize ya da matematikte iyi olmamıza bakarak haa sen sağ beyni kullanıyorsun diyemeyiz.

aslında beyne daha başka şeyler diyebiliriz. mesela kızabiliriz. zira bizi kandırmakla meşgul. görme bozuklukları genelde doğuştan gelir diyebiliriz. uzağı göremiyorum 2 derece olmuş gibi değil ama, mesela bazılarımız görüntünün köşelerini göremiyoruz. merkez gayet net ve görüş alanımızın sınırlarına gittikçe bulanıklaşan bir görüntü düşünün. beyin bunları tamamlar. burnumuzu hep görürüz ama bunu yok eder. iki monitörü yan yana koyup bir resmi ikisine yayalım, böyle kullanalım. bir iki gün içinde artık iki monitör arasındaki siyah çerçeve çizgisini görmezsiniz. başka yere bakarken saate çevirin gözünüzü. bekle, bekle, saniye çubugu ilerledi. ama devamındaki saniyeler daha hızlı ve olması gerektiği şekilde devam etti değil mi? çünkü beyin o bulanık gördüğü geçiş kısmını atıp size düzgün bir imaj verdi.

bne byöle yazasm da sizlr anlrsınız. neden? çünkü beyin hızlı düşünce yapısını ortaya çıkarıp anlamlı hale getirmeye uğraşıyor herşeyi. hiç gördünüz mü beyin eriten resimler vardır. baktıkça dönerler vs.
http://nowiknow.com/…_2013_03_23_at_12.36.42_pm.png

burada oklar eşit uzunlukta ama bizler farklı görüyoruz. birini gördüğümüzde bir başkasına benzetiyoruz... gider bu böyle. yine bize yarar sağlamak için bir kişiyi dinlerken çevredeki sesleri duymaz oluruz. bize yarar sağlamak için bazı refleksleri kendi tamamlar.

şu anda yutkunmayı nasıl başardığınızı düşünün. yutkun bakalım düzgünce. düşünürken yutkunabildin mi? birşeyler ters gitti değil mi? hızlı düşünmeye adapte olmuş beynin neler yaptığını anlamak güç. çarpıcı bir örnek vereyim.

beynimiz elektirik ile çalıştığından biraz gecikmeli yaşar bazı şeyleri. mesela birşeye dokunduğumuzda 3 mikrosaniye ya da 30 mikrosaniye idi sanırım geç algılarız. bir deney yapılmıştır bunun üzerine. denekten ışığı yakması istenir. kişi dügmeye bastığı anda ışık normal hızın 30 mikrosaniye öncesinde yakılır (elektronik düzlem deniyor sanırım, türkçeye çevrilişini unuttum). yani beynin algı süresi ile eylemin yapılma anı eşitlenir. bunun üzerine yutkunma örneğinde olduğu gibi deneğin kafası karışır ve ben daha yapmadan ışık yandı der. halbuki yandığı anda aslında dügmeye basmaktadır.

böyle kaptırmış giden beyninizi şoka uğratalım. şu anda vakit geçirmeden 21x17'yi hesaplayın. siz acele ettikçe beyin bu normal gidişatın bozulmasını tehtit olarak görür. sonuçta şu anda sizin kalp atışınız dakikada bir, iki fazlalaştı ve gözbebeğiniz büyüdü. size ard arda akan harfler gösterdiğimde yine panik havasına bürünen vücudunuz olur elde. bu kötü birşey mi? hayır. bu bize bir ipucu veriyor.

sınav veya önemli toplantılar öncesi elinizin terlediğini, midenizin bozulduğunu yani heyecanı hatırlıyor musunuz? ne gereksiz bir dertti dimi? ancak o sizin beyninize verdiğiniz aman dikkat sinyalleriydi ve o sınavlarda o toplantılarda daha kalibre olmuş bir zihne sahip oldunuz o sayede. olimpiyat sporcularını eskiden heyecanlandırırlarmış bu yüzden. ancak daha sonra yeni birşey keşfedildi.

heyecanlandığınız zaman önünüzdeki olaya dair hayal kurun. hayalinizde misal sınavsa harika geçtiğini, spor müsabakasıysa süper derece yaptığınızı düşünün. beyni kontrolsüzce uyarmaktan daha fazla işinize yarayacaktır.

daldan dala atladım sanırım yazıda, yine asıl anlatmak istediğimi yazamadım ama böyle yani.

meraklısına: tüm bunlar ufak ufak bilgilerin bir araya gelmiş bir hali ya, yazarken haliyle odaklanıp ufak tefek şeyleri mümkün olduğunca hatırlamaya çalışıyorum. bu da farkında olmadan kasılmama neden oluyor. nereden mi biliyorum? üşenmedim, instant heart rate denen android uygulaması ile ölçümde bulundum. yazdıklarımı da doğrulamış oldum.



Kaynak: Çoğunlukla Ekşisözlük ve Wikipedia